Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), mevcut stabilcoin tasarımlarının para sistemine duyulan güveni temelden sarsabilecek yapısal kusurlar barındırdığını açıkladı. BIS'e göre bu varlıklar yaygınlaşırsa hem makroekonomik dengeyi hem de finansal istikrarı tehdit edebilir.
Stabilcoin kullanımı son yıllarda hız kazandı. Bu artışın arkasında kısmen ABD yönetiminin desteği yatıyor. Washington, Genius Act aracılığıyla dolara endeksli stabilcoinleri, Amerikan dolarının küresel egemenliğini pekiştirmenin bir yolu olarak benimsedi.
Öte yandan herkes bu görüşü paylaşmıyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, euroya endeksli stabilcoinlere şüpheyle yaklaşarak bu araçların euronun uluslararası ağırlığını artırmada etkili olmayacağını savundu.
BIS de yıllık ekonomi raporunda tartışmaya dahil oldu. Bankaya göre mevcut stabilcoin tasarımları, paraya duyulan güveni sağlayan temel özellikleri karşılamıyor. Özellikle 'teklik' (singleness) ilkesi — yani farklı para biçimlerinin merkez bankası parasıyla bire bir değiştirilmesi — büyük ölçüde eksik kalıyor.
Açık ve izinsiz erişime dayalı blok zincirlerde dolaşımda olmaları ile tasarım özellikleri, finansal suçlara karşı dayanıklılık, itfa edilebilirlik ve defter uyumluluğu açısından da ciddi sorunlar doğuruyor.
BIS, stabilcoinlerin ekonomik büyümeye genel etkisinin sınırlı kalabileceğini kabul etmekle birlikte yaygınlaşmaları durumunda banka fonlamasında ve kredi kullandırımında köklü değişimlere yol açabileceğini ve finansal istikrar üzerinde tehdit oluşturabileceğini vurguluyor.
Bugün büyük çoğunluğu ABD dolarına endeksli olan stabilcoinlere küresel talebin artması, sermaye akışlarını daha oynak hale getirebilir ve ekonomik temelleri görece zayıf olan ülkelerin parasal egemenliğini zedeleyebilir.
BIS, bu sorunlara çözüm olarak 'birleşik defter' (unified ledger) modelini öneriyor. Bu model, tokenize edilmiş farklı para biçimlerini tek bir platformda bir araya getirerek dijital yeniliklerin getirdiği avantajlardan yararlanmayı, para sistemine olan güveni ise korumayı hedefliyor.
Muhabir bankacılık bu yaklaşımın somut bir örneğini sunuyor: BIS öncülüğündeki Proje Agorá prototipi, sekiz merkez bankası ile 40'tan fazla düzenlenmiş kurumu bir araya getiren kamuözel ortaklığıyla toptan sınır ötesi ödemeleri iyileştirme potansiyelini gözler önüne seriyor. Sistem; tokenize ticari banka mevduatları için ortak bir platform ve tokenize merkez bankası rezervleri için yargı bölgelerine özgü ayrı defterler içeriyor.
BIS Genel Müdürü Pablo Hernández de Cos konuya ilişkin şunları söyledi: "Tokenizasyon gibi dijital yenilikleri mevcut finansal mimariye entegre ederek yetkililer, para, ekonomi ve finansal sistemin geleceğini kamuya hizmet edecek biçimde şekillendirebilir; güveni de koruyabilir. Bunu başarmak için yurt içi ve uluslararası koordinasyon ve iş birliği şart."