Fiziğin en büyük çözümsüz problemlerinden biri, "kozmolojik sabit" olarak bilinen bir sayı etrafında dönüyor. Bu değer, evrenin hızlanarak genişlemesinden sorumlu enerjiyi tanımlıyor ve bilimin iki en başarılı teorisi arasındaki derin çatışmanın tam merkezinde yer alıyor.
Kuantum alan teorisine göre — temel parçacıkları ve etkileşimlerini açıklayan çerçeveye göre — boş uzay enerjiyle dolup taşmalıdır. Oysa gözlemler çok farklı bir tablo ortaya koyuyor: Evren genişliyor, ama teorinin öngördüğü o çılgın hızın çok çok gerisinde kalıyor. İşte bu uçurum, fizikteki en büyük gizemlerden birini oluşturuyor.
Yeni çalışma, uzay-zamanın geometrisinin bu dengesizliği kendiliğinden dengelediğini öne sürüyor. Kuantum yerçekimi ile egzotik bir kuantum madde hali arasındaki beklenmedik bağlantı, kozmolojik sabiti bozan kuantum etkilerine karşı doğal bir koruma kalkanı işlevi görebilir.
Araştırmacılar, bu keşfin Einstein'ın yıllar önce "en büyük yanılgım" diye nitelendirdiği kozmolojik sabit sorununa taze bir bakış açısı getirdiğini vurguluyor. Einstein bu sabiti başlangıçta durağan bir evren modeli oluşturmak için denklemlerine eklemişti; evrenin genişlediği anlaşılınca ise bu hamlesi bir hata olarak değerlendirilmişti. Ancak sonraki on yıllarda kozmolojik sabit, karanlık enerjiyi açıklamak için bilimin gündemine geri döndü.
Çalışma, uzay-zamanın şeklinin kuantum dalgalanmaları karşısında nasıl bir tampon oluşturabileceğini matematiksel olarak gösteriyor. Bilim insanları bu bulgunun, fiziğin iki büyük direği olan kuantum mekaniği ile genel görelilik teorisini birleştirme yolunda önemli bir adım olduğunu belirtiyor.