---
title: "Fizikçiler minik evren yarattı, saat olmadan zamanın ortaya çıkışını izledi"
url: "https://teknotayf.com/haber/fizikciler-minik-evren-yaratti-saat-olmadan-zamanin-ortaya-cikisini-izledi"
markdown_url: "https://teknotayf.com/haber/fizikciler-minik-evren-yaratti-saat-olmadan-zamanin-ortaya-cikisini-izledi.md"
site: "teknotayf.com"
language: "tr"
published: "2026-10-30 14:42:36"
updated: "2026-10-31 20:09:47"
category: "Bilim"
tags: ["Kuantum Fiziği","Birmingham Üniversitesi","Entropik Zaman","Zaman Araştırması","Mini Evren"]
source: "ScienceDaily Technology"
---

# Fizikçiler minik evren yarattı, saat olmadan zamanın ortaya çıkışını izledi

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://teknotayf.com/haber/fizikciler-minik-evren-yaratti-saat-olmadan-zamanin-ortaya-cikisini-izledi  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Birmingham Üniversitesi’nden bir ekip 24 bin ultra soğuk atomla laboratuvarda minik bir evren kurdu ve genişleyip büzülen sistemde saat kullanmadan zamanın ortaya çıktığını gösterdi. Araştırma, entropiye dayalı içsel bir zaman ölçüsüyle kuantum sisteminin evriminin tanımlanabildiğini ortaya koydu. Bulgular, zamanın temel bir özellik değil değişen ilişkilerden doğan bir olgu olabileceği fikrine deneysel destek sağlıyor.

- **Yayın tarihi:** 2026-10-30 14:42
- **Kategori:** [Bilim](https://teknotayf.com/kategori/bilim)
- **Etiketler:** Kuantum Fiziği, Birmingham Üniversitesi, Entropik Zaman, Zaman Araştırması, Mini Evren
- **Yazan:** TeknoTayf.com
- **Kaynak:** [ScienceDaily Technology](https://www.sciencedaily.com/releases/2026/10/261028234703.htm)

![Fizikçiler minik evren yarattı, saat olmadan zamanın ortaya çıkışını izledi](https://teknotayf.com/assets/uploads/2026/07/78647b3fd2263bfba60f2b9be973d8df.webp)

Bilim insanları, fiziğin en büyük gizemlerinden biri olan “Zaman nedir ve nereden gelir?” sorusuna ışık tutabilecek minik bir evreni laboratuvarda yarattı. **Birmingham Üniversitesi**’nden bir araştırmacı, Büyük Patlama’yı ve olası bir Büyük Çöküş’ü taklit eden, tekrar tekrar genişleyip büzülen izole bir kuantum sistemi kurmak için **24.000** ultra soğuk atom kullandı. Deney, zamanın dışsal bir saate dayanmaksızın sistem içindeki değişimlerden ortaya çıkabileceğini gösterdi.

Peki ya zaman evrenin temel bir parçası değil de içinde gerçekleşen değişimlerden doğan bir şeyse? Birmingham Üniversitesi’nden bir fizikçi, bu olasılığı araştırmak için laboratuvarda minik bir evren yarattı ve bu yaklaşım sürpriz bir bakış açısı sunuyor.

Mutlak sıfıra yakın sıcaklıklara soğutulmuş binlerce atom kullanarak Profesör Giovanni Barontini, zamanın akışının dışsal bir saate dayanmadan ölçülebileceğini gösterdi. Bunun yerine, parçacıkların deney sistemi içindeki davranışından doğal olarak ortaya çıkan bir zaman biçimi oluştu.

Physical Review Research’te yayımlanan bulgular, kuramsal fizikte ilgi çeken bir fikre deneysel kanıt sağlıyor: Zaman gerçekliğin vazgeçilmez bir bileşeni olmayabilir. Evrenin kendisi içindeki ilişkilerden ve değişimlerden doğabilir.

## Bazı Fizikçilerin Zamanın Temel Olmayabileceğini Düşünmesinin Nedeni

Zamanı genellikle etrafımızda ne olursa olsun sürekli ilerleyen bir şey olarak düşünürüz. Saniyeler geçer, gezegenler yıldızların çevresinde döner ve evren evrimleşir. Ancak fiziğin bazı kuramları, zamanın en temel düzeyde çok farklı işleyebileceğini öne sürer.

Bir örnek, kuantum mekaniği ile yerçekimini birleştirmeye çalışan girişimlerde görülen Wheeler-DeWitt denklemidir. Bu çerçevede evren, zamanın akışını işaret eden dışsal bir saat olmadan tek, değişmeyen bir kuantum durumu olarak tanımlanabilir. Kuantum parçacıkları hem dalga hem parçacık benzeri özellikler gösterebilir, ancak evrenin bütünü olarak yerleşik bir zaman değişkenine sahip olması gerekmez.

Bu büyük bir bilmece yaratır. Evrenin dışsal bir saati yoksa her şey belirli bir sırada nasıl gerçekleşebilir? Hangi olayların önce, hangilerinin sonra geldiğini ne belirler?

Olasılıklardan biri, zamanın evrenin farklı parçaları arasındaki değişen ilişkilerden doğmasıdır. Barontini, böyle bir sürecin laboratuvarda gözlenip gözlenemeyeceğini araştırmak için bir deney tasarladı.

## 24.000 Atomla Minik Bir Evrenin Yaratılması

Minik kozmosunu kurmak için Barontini, mutlak sıfırın sadece birkaç milyarda biri kadar üzerinde sıcaklıkta soğutulmuş yaklaşık 24.000 atomdan oluşan bir bulut kullandı. Bu son derece düşük sıcaklıklarda kuantum etkileri özellikle belirgin hale gelir ve araştırmacıların normalde gözlemlemesi zor davranışları incelemesine olanak tanır.

Atomlar, çevrelerinden izole kalacak şekilde tasarlanmış özenle kontrol edilen bir kuantum sistemi içine hapsedildi. Farklı frekanslarda çalışan iki lazer ışını, sistemi iki bölgeye ayıran ince bir bariyer oluşturdu: gözlenen “parlak” bölge ve gözlenmeyen “karanlık” bölge.

Genel sistem dış dünyadan izole olsa da atomlar bu iki bölge arasında hareket edebiliyordu.

Parlak bölge, iki dramatik kozmolojik olaya benzeyen basitleştirilmiş sürümleri andıran tekrarlayan genişleme ve büzülme döngülerinden geçti. Genişleme Büyük Patlama’ya benzetilirken, büzülme evrenin genişlemesinin tersine dönüp her şeyin içe çökmesiyle sonuçlanan varsayımsal bir kader olan Büyük Çöküş’e benziyordu.

Deney bu gerçek kozmik olayları yeniden yaratmadı. Bunun yerine, araştırmacıların dışsal bir saate başvurmadan bir olay dizisinin nasıl yeniden yapılandırılabileceğini inceleyebileceği basitleştirilmiş bir kuantum modeli sağladı.

## Saat Olmadan Zamanın Nasıl Ortaya Çıktığı

Deneyin anahtarı, parçacıkların ve enerjinin yayılımı ya da düzensizliği ile ilişkilendirilen fizikteki entropi kavramıydı.

Barontini, saniye ya da dakika kullanmak yerine, atomların minik evren içindeki dağılımındaki değişimler üzerinden zamanı izlemenin bir yolunu geliştirdi.

Atomlar parlak ve karanlık bölgeler arasında hareket ettikçe, parlak bölgedeki parçacık dağılımı değişti. Bu değişimler, parlak bölge genişleyip büzülse bile sistemin zaman içindeki ilerlemesini tanımlamanın bir yolunu sağladı.

Parçacık dağılımının yayılımı arttığında ya da azaldığında, sistem bu içsel zaman ölçüsüne göre ilerlemeye devam etti. Dağılım değişmediğinde ise bu özel zaman biçiminin ilerlemesi etkin olarak durdu.

Bu, laboratuvarda zamanın kelimenin tam anlamıyla durduğu anlamına gelmiyordu. Sistemdeki ilgili değişimler ortadan kalktığında içsel zaman ölçüsünün ilerlemesinin durduğu anlamına geliyordu.

Barontini bu kavramı “entropik zaman” olarak adlandırdı. Deney, bu zaman biçiminin birkaç önemli özelliğe sahip olduğunu gösterdi. Fizikçilerin “zamanın oku” olarak adlandırdığı geçmiş ve gelecek arasındaki ayrımı kuran tutarlı bir yönde ilerliyor. Ayrıca minik evren genişleyip büzülürken olayları doğru sıraya koyuyor.

Belki de en şaşırtıcı olanı, entropik zaman her zaman aynı hızda ilerlemiyor. Sistem içindeki entropinin nasıl değiştiğine bağlı olarak ilerlemesi hızlanabiliyor ya da yavaşlayabiliyor.

## Fiziğin En Büyük Gizemlerinden Birine Yeni Bir İpucu

Profesör Barontini şunları söyledi: “Evrenin bazı kuramlarında, özellikle kuantum yerçekiminde, zaman yerleşik bir özellik olarak görünmez. Oysa günlük yaşamda zaman geçmişten geleceğe akar; bu neden böyle, oysa fiziğin en temel yasalarının çoğu ileri ve geri aynı şekilde çalışır?”

“Bu çalışma, ‘zaman’ın dışsal ‘tık tak’ saat olarak düşündüğümüz şey yerine bir sistem içindeki değişimlerle tanımlanabileceğinin ilk kontrollü deneysel kanıtını sağlıyor. Kuantum yerçekiminde zamanın doğasına dair yeni bir bakış sunuyor ve geleneksel zaman kadar etkili bir şekilde dinamikleri tanımlamak için kullanılabilir.”

Günlük zaman ile altta yatan fizik yasaları arasındaki ayrım özellikle önemlidir. Birçok temel fiziksel denklem, zamanın matematiksel olarak tersine çevrilmesi ya da ileriye doğru hareket etmesi durumunda eşit derecede iyi çalışır. Oysa dünyadaki deneyimimizin açık bir yönü vardır: Geçmişi hatırlarız, geleceği değil ve olaylar tanınabilir bir sıra içinde gelişir.

Entropi uzun süredir bu farkı açıklamakta merkezi bir rol oynadı. Barontini’nin deneyi bu bağlantıyı daha da ileri götürerek, entropideki değişimlerin kontrollü bir kuantum sistemi içinde zamanın işlemsel bir ölçüsünü sağlayabileceğini gösteriyor.

Bulgular sadece olayları doğru sıraya koymaktan da öteye gidiyor.

Barontini, kuantum mekaniğinin temel denklemlerinden biri olan Schrödinger denkleminin bir versiyonunun entropik zaman kullanılarak ifade edilebileceğini gösterdi. Bu denklem, bir kuantum sisteminin nasıl evrimleştiğini, parçacıkların belirli konumlarda ya da durumlarda bulunma olasılığındaki değişimler de dahil olmak üzere tanımlar.

Başka bir deyişle, içsel olarak üretilen zaman ölçüsü, geleneksel zamanın standart kuantum mekaniğinde kullanıldığı gibi kuantum sisteminin davranışı hakkında tahminler yapmak için de kullanılabilir.

## Minik Bir Evren Büyük Patlama’yı Açıklamaya Yardımcı Olabilir mi?

On yıllardır zamanın kökeni ve temel doğası hakkındaki sorular büyük ölçüde kuramsal fizik alanına, özellikle kuantum kozmolojisi ve kuantum yerçekimine aitti. Bu alanlar, kuantum etkilerinin ve yerçekiminin birlikte ele alınması gerektiği durumlarda, erken evrenle ilişkilendirilen aşırı koşullar da dahil olmak üzere evrenin nasıl davrandığını anlamaya çalışır.

Barontini’nin deneyi, bilim insanlarının oluşturup manipüle edip gözlemleyebileceği fiziksel sistemler kullanarak bu fikirlerden bazılarını araştırmak için bir yol sunuyor.

Minik evren, evriminin farklı bir şekilde tanımlanmasını sağlarken kurulmuş kuantum fiziği denklemlerine uymaya devam etti. Bu da zamanın incelenen sistemden bağımsız olarak var olduğu varsayılmayan kuramlar için potansiyel olarak değerli bir test alanı haline getiriyor.

Gelecekteki deneyler bu yaklaşımı daha karmaşık kuantum sistemlerine genişleterek araştırmacıların Büyük Patlama ve Büyük Çöküş modellerini daha ayrıntılı incelemesine olanak tanıyabilir. Benzer teknikler, sonunda kara deliklerin bazı yönlerini simüle etmeye ya da zamanın nasıl ortaya çıktığına dair rekabet eden açıklamaları ayırt etmeye yardımcı olabilir.

Deney, zamanın bir illüzyon olduğu sonucunu kanıtlamıyor ya da evrenimizin temel bir zamanı olmadığı anlamına gelmiyor. Bunun yerine, daha önce test edilmesi zor olan bir şeyi gösteriyor: Bir kuantum sistemi, dışsal bir saate bağlı kalmaksızın anlamlı bir içsel zaman ölçüsüne sahip olabilir.

Sadece 24.000 atomdan oluşan minik bir evren yaratarak araştırmacılar, fizikçilerin ve filozofların yüzyıllardır sorguladığı bir soruyu araştırmak için yeni bir deneysel araç kazandı: Zamanın akışını ne sağlar?

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://teknotayf.com/haber/fizikciler-minik-evren-yaratti-saat-olmadan-zamanin-ortaya-cikisini-izledi  
Alıntı yaparken kaynak olarak teknotayf.com ve bu bağlantıyı gösterin.
