Son dönemde araç kullananlar veya uçak bileti alanlar, fosil yakıt fiyatlarındaki artışın etkilerini yakından hissetti. Ancak çiftçiler, İran'daki çatışmanın yarattığı dalgalanmaların tarım sektörünü ne denli derinden etkilediğini gübre alırken çok daha net bir şekilde görüyor.
Gübre fiyatları bu yıl adeta bir lunapark treni gibi inişli çıkışlı bir seyir izledi. Bu durumun temelinde kısmen ticari aksamalar ve gübre üretiminde ana hammadde olarak kullanılan doğal gazın yüksek fiyatları yatıyor. Gelin, geleneksel gübre fiyatlarının neden bu kadar uçuk seviyelere çıktığına ve iklim dostu alternatiflerin çiftçilere nasıl bir rahatlama sağlayabileceğine daha yakından bakalım.
Fosil yakıt fiyatları arttığında, ekonomimizin büyük kısmı bu yakıtlara dayandığı için neredeyse tüm sektörler etkileniyor.
Ancak gübre sektörü bu dalgalanmalara çok daha sıkı bir şekilde bağlı. Çünkü doğal gaz, gübrenin temel bileşenlerinden olan amonyak üretiminde hem enerji kaynağı hem de kimyasal girdi olarak kullanılıyor. İran'daki savaş nedeniyle son aylarda doğal gaz fiyatları fırlayınca, gübre fiyatları da aynı doğrultuda yükseldi. (Bu arada gübre üretiminin de küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 2'sini oluşturarak önemli bir kaynak olduğunu belirtmekte fayda var.)
Gübre ticareti de doğrudan darbe yedi. Zira küresel deniz yolu gübre ticaretinin yaklaşık üçte biri, çatışmalar nedeniyle ticari gemi trafiğine kapatılan Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Dünya Bankası'nın bir raporuna göre, boğazın kapanması dünyanın en yoksul ülkelerinin gübreye erişimini daha da zorlaştırabilir. ABD azotlu gübre talebini büyük ölçüde yerli üretimle karşılıyor olsa da, bazı ithalatlar hala Basra Körfezi'nden yapılıyor.
Nisan ayında, en yaygın kullanılan gübre türü olan ürenin tonu 850 doların üzerine çıktı. Bu rakam, çatışma öncesi seviyelerden yüzde 80 daha yüksek ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ile gübre maliyetlerinin rekor kırdığı 2022'den bu yana görülen en yüksek seviye. Fiyatlar son dönemde önemli ölçüde gerilese de, geleceğe dair tahminler belirsizliğini koruyor.
Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalarla gübre üreten Pivot Bio'nun teknoloji sorumlusu Travis Frey konuya ilişkin olarak, "Kontrolü tamamen kaybedilmiş, her zamankinden çok daha oynak bir tedarik zinciriyle karşı karşıyayız" diyor.
Pivot, ürünlerinin bugün kimyasal gübrelerle rekabet edebilecek fiyat seviyesinde olduğunu belirtiyor. Üstelik üretimde doğal gaz kullanmadıkları için aynı fiyat şoklarından etkilenmiyorlar. Frey, İran'daki savaş başladığında Pivot'un üretim hacmini artırdığını, fiyatları düşürdüğünü ve çiftçilere üç yıl boyunca sabit fiyat garantisi verdiğini söylüyor.
Bu durum, yüksek fiyatların bir süre daha devam edebileceği göz önüne alındığında çiftçiler için büyük bir can simidi olabilir. ABD'deki tarım sektörünün en büyük bankalarından CoBank'ın bir raporuna göre, gübre fiyatları en az 2028 yılına kadar yüksek seyretmeye devam edebilir.
Bunun en büyük sebeplerinden biri, savaşın altyapıda yol açtığı kalıcı hasarlar: Orta Doğu'daki 31 amonyak tesisi ya etkilendi ya da tamamen kapatıldı. Buna son yıllarda Rusya'da hasar gören 20 amonyak tesisi de ekleniyor.
Sürekli yüksek fiyatlar çiftçiler için son derece zorlayıcı bir durum yaratıyor. Gelişmiş mikroorganizma gübreleri üzerinde çalışan bir başka şirket olan Switch Bioworks'ün kurucusu ve CEO'su Tim Schnabel, "Gübre fiyatları fırlıyor ve çiftçilerin kâr marjları kağıt kadar ince olduğu için bu gerçekten büyük bir sorun" diyor.
Artan maliyetler gıda fiyatlarını da yukarı çekerek hepimizin markette daha fazla ödeme yapmasına neden oluyor. (Bu arada mesele sadece gübre de değil. Çiftçiler bu yıl aynı zamanda oynak dizel fiyatlarının da darbesini yiyor.) Fosil yakıtlarla üretilen gübrelere bağımlı olduğumuz sürece, gıda fiyatları enerji fiyatlarına endekli kalmaya devam edecek.
Switch ve Pivot, bitkilere azot sağlamak için mikroorganizmaları kullanan alternatif gübreler geliştiren şirketler arasında yer alıyor. Ancak bu ürünlerin sentetik gübrelerin yerini ne kadar alabileceğinin bir sınırı var. Pivot'a göre, mahsul ve koşullara bağlı olarak ürünleri bugün sentetik gübrenin yaklaşık yüzde 25'inin yerini alabiliyor ve şirket bu oranı yüzde 40 ila 50'ye çıkarmayı hedefliyor. Yine de bu alternatifler, fosil yakıtlar ve gıda arasındaki bağı çözmek için bir başlangıç niteliğinde.
Switch'ten Schnabel, "Böyle devam edemeyiz. Gıda zincirinin temelinin fosil yakıtlara bağlı olduğu bir toplum inşa etmemizin hiçbir yolu yok" diye ekliyor.