Astronomlar, yabancı uygarlıkların sinyallerini ararken yalnızca radyo spektrumunun küçük bir bölümüne odaklanmış olabilirler. Bu bölge, hidrojen ve hidroksilin doğal radyo emisyonları arasındaki bir bölgedir ve 'su deliği' olarak adlandırılır.
Araştırmacılar, bu bölgenin, yabancı uygarlıkların sinyallerini aramak için mantıklı bir yer olabileceğini düşünmüşlerdir. Ancak, yeni bir araştırmada, daha yüksek radyo frekanslarının da yabancı uygarlıkların sinyallerini aramak için değerli bir yer olabileceği öne sürülmektedir.
Louisa Mason, Manchester Üniversitesi'nden bir doktora araştırmacısı, Şili'deki ALMA teleskobundan arşivlenmiş gözlemleri kullanarak, teleskobun ilk SETI araştırmasını gerçekleştirdi. Mason, dar bantlı radyo sinyallerini aradı, bunlar doğal süreçlerden ziyade yapay teknolojinin göstergesi olabilecektir.
Araştırmada, ALMA teleskobunun Band 3 gözlemlerindeki iki dar frekans aralığı incelendi. Ancak, herhangi bir aday teknosinyal (yabancı sinyal) tespit edilemedi.
Araştırma, ayrıca, radyo astronomisinin thường göz ardı edilen bir özelliğine dikkat çekmektedir. Bir teleskop, bir nesneye odaklandığında, görüş alanının genellikle birçok ekstra yıldız içerdiği belirtilmektedir.
Bu yıldızlar, 'yıldız avı' olarak adlandırılmaktadır. Astronomlar, genellikle Gaia katalogları gibi yıldız kataloglarını kullanarak, bir gözlemdeki 'yıldız avı' miktarını tahmin ederler. Ancak, bu kataloglar, özellikle çok uzak veya zor tespit edilebilen nesneleri içermeyebilir.
Mason, Besançon Galactic Model adlı bir simülasyonu kullanarak, her gözlemdeki muhtemel yıldız sayısını hesapladı. Bu yöntem, daha önce gerçekleştirilen bir SETI araştırmasına uygulandığında, aranan yıldız sayısı dramatik bir şekilde arttı.
Mason, çalışmanın, yabancı uygarlıkların sinyallerini aramak için daha geniş bir radyo spektrumunu kapsayacak şekilde genişletilebileceğini ummaktadır.