Yapay zeka ajanları deney aşamasından kurumsal kullanıma geçerken önümüzdeki en büyük engel, bu ajanların birbirleriyle nasıl uyum içinde çalışacağını, ihtiyaç duydukları sistem ve verilere nasıl bağlanacağını ve şirketin temel iş akışlarında nasıl güvenle görev alacağını kurgulamak. Fortune 500 şirketlerinin yaklaşık yüzde 80'i yapay zeka ajanlarını bünyesine katmış durumda. Ancak gerçek anlamda bir ölçeklendirmeye ulaşma yolunda ilerleme oldukça düzensiz; pek çok şirket hala birbirinden bağımsız pilot projeler aşamasında takılıp kalmış durumda.
NiCE Baş Operasyon Sorumlusu Arun Chandra'ya göre atılacak ilk adım, sadece merak uğruna yapılan denemelerin ötesine geçmek. Chandra, "Herkes bu teknolojiyle neler yapabileceğimizi çözmeye çalışıyor, ancak asıl mesele bu değil," diyor. Ölçeklendirme süreci, iş stratejisiyle çok daha net bir bağ kurmayı zorunlu kılıyor. Şirketler öncelikle gelirlerini artırmayı mı, maliyetleri düşürmeyi mi yoksa başka bir stratejik ve finansal hedefi mi amaçladıklarını netleştirmeli. Bunun ardından da mevcut süreçlerin üzerine alelade bir yapay zeka katmanı eklemek yerine, ajanların görev alacağı iş akışlarını baştan aşağı yeniden kurgulamalılar. Chandra bu konudaki en büyük hatayı ise şöyle özetliyor: "Yapabileceğiniz en son hata, yapay zekayı hantal veya verimsiz bir iş akışına entegre etmeye çalışmaktır."
Bu dönüşüm, şirketlerin yapay zeka ajanlarını tek bir bütünleşik sistem olarak ele almasını şart koşuyor. Etkili kararlar alabilmeleri için ajanların ihtiyaç duydukları veri, bilgi ve bağlama eksiksiz erişmeleri; ayrıca aksiyon almaları beklendiğinde arka plan sistemlerine sorunsuz bağlanabilmeleri gerekiyor. Parçalı ve dağınık bir bilgi yapısı ise bu yetenekleri tamamen baltalayabiliyor. Chandra bu durumu net bir şekilde ifade ediyor: "Bu yapay zeka ajanlarının başarısı, tamamen içlerine alıp kullanabildikleri bağlamın, bilginin ve verinin kalitesiyle doğru orantılıdır."
İşin kurumsal boyutu da en az teknik boyutu kadar dikkat çekici. Eğer ekipler birbirine bağlanmayan yalıtılmış sistemler geliştirirse, ajanları ölçeklendirmek yepyeni bir kopukluk ve parçalanma yaratabilir. Öte yandan ajanlar daha kritik ve sonuç belirleyici işler üstlendikçe yönetişim, gizlilik, güvenlik ve değişim yönetimi çok daha hayati bir hal alıyor. Chandra'ya göre yapay zeka ajanları nihayetinde insan çalışanlarla aynı standartlarda değerlendirilmeli ve şirketler iş gücünü insan ile yapay zeka ajanlarından oluşan hibrit bir yapı olarak kurgulamalı.
Geleceğe baktığımızda, bu bütünleşik yaklaşım ajanların çok daha proaktif çalışmasını ve hatta müşteri ihtiyaçlarını çözmek için diğer ajanlarla doğrudan iletişim kurmasını mümkün kılacak. Pilot aşamasından tam ölçeğe geçiş yapan şirketler için öncelik, Chandra'nın deyimiyle 'tüm okyanusu kaynatmaya' yani her şeyi aynı anda kökten çözmeye çalışmak değil. Bunun yerine yüksek katma değerli kullanım senaryoları, iş akışları, iş gücü dönüşümleri ve ölçülebilir sonuçlar etrafında sıkı bir strateji inşa etmek olmalı.