Tokyo Metropolitan Üniversitesi'nden araştırmacılar, yeni geliştirilen küçük bir X-ışını teleskobunun tüm Ay yüzeyinin kimyasal haritasını çıkarabileceğini simülasyonlarla ortaya koydu. Böyle bir harita, Ay'ın nasıl oluştuğunu, nasıl değiştiğini ve zaman içinde nasıl bir evrim geçirdiğini anlamada kritik bir adım olacak.
Araştırmacıların yürüttüğü ayrıntılı modelleme çalışması; hem teleskobun dedektörünü hem de gerçekçi bir Ay yörüngesi misyon senaryosunu kapsıyordu. Sonuçlara göre tek bir teleskop, yaklaşık iki yılda beş önemli elementi haritalayabiliyor. Beşe beş dizilimli büyük bir dedektör ağı ise daha keskin haritalar üretebilir ve bu işi çok daha kısa sürede tamamlayabilir.
Ay'ın jeolojik geçmişi hâlâ tam olarak aydınlatılamadı. Bunun başlıca nedeni, Ay yüzeyinin tamamını kapsayan jeokimyasal bir haritanın henüz mevcut olmaması. Bilim insanları Ay'ın her noktasından numune toplayamadığından uzaktan algılama yöntemlerine başvurmak zorunda kalıyor.
Bu yöntemlerden biri X-ışını floresans görüntüleme tekniği. Bu yöntemde dedektörler Ay'a yönlendiriliyor ve güneş radyasyonuyla çarpışan elementlerin yaydığı X-ışınları yakalanıyor. Bu sinyaller sayesinde yüzeyin farklı bölgelerinde hangi elementlerin bulunduğu belirlenebiliyor.
Apollo ve Chandrayaan misyonlarından elde edilen verilerle kısmi haritalar oluşturulmuştu; ancak küresel ölçekte tam bir harita hâlâ eksik. Bunun teknik açıdan birkaç nedeni var: Misyonların güneş kaynaklı X-ışını sinyali toplamak için yeterli zamanı olmuyor ve dedektörler uzun süre uzayda kalınca bozulabiliyor.
Sorun Ay'ın kutup bölgelerinde özellikle ağırlaşıyor. Bu bölgelerde güneş X-ışınları daha zayıf olduğundan yüzey elementlerini tespit etmeye yetecek kadar sinyal toplamak güçleşiyor.