Ethereum'un kurucu ortağı Vitalik Buterin, 2030 yılına kadar ağın kriptografik kanıtlar ve zincir dışı çalışan bilgisayarlar kullanarak evrileceğini öngörüyor. Bu sistem sayesinde, her katılımcının aynı hesaplamaları tekrar etmesine gerek kalmadan çok daha fazla işlem gerçekleştirilebilecek.
Önerilen yeni yapı, kullanıcıların sonuçları daha verimli bir şekilde bağımsız olarak doğrulamasını sağlarken; ödemeler, bakiyeler ve cüzdan hareketleri üzerindeki gizliliği de artıracak.
Buterin, Ethereum'un bu dönüşümünün planlanan Hegotá güncellemesinden sonra hızlanacağını söyledi. Ancak geliştiricilerin hala kanıt maliyetlerini düşürmesi ve paralel yürütülen çalışmaları güvenli bir şekilde koordine etmesi gerektiğini vurguladı.
Pazar günü açıklamalarda bulunan Buterin, 2030'da hayal ettiği ağın adı hala "blockchain" olabilir ancak çalışma prensibinin bugünkünden çok farklı olacağını belirtti.
"Kriptografik dünya bilgisayarı" başlığıyla kaleme aldığı yazıda Buterin, blockchain'i kriptografik kanıtlar ve ağ dışı bilgisayar sistemleriyle birleştiren bir yapı tarif etti. 2030'a kadar sürecek olan bu plan, hem Ethereum'un kapasitesini hem de kullanıcıların bağımsız olarak doğrulayabileceği bilgileri değiştirecek.
Ethereum halihazırda ortak kurallar çerçevesinde çalışan uygulamalar üzerinden para gönderimine, token ticaretine ve borçlanmaya imkan tanıyor. Buradaki temel zorluk, ağı aşırı pahalı hale getirmeden veya kontrolü imkansız kılmadan daha fazla kullanıcıya hizmet verebilmek.
Günümüzde Ethereum'u tam olarak kontrol eden bir bilgisayar, işlemlerin arkasındaki tüm hesaplamaları tekrarlıyor. Örneğin, para gönderen kişinin yeterli bakiyesi olup olmadığını ve uygulamanın kurallara uygun davranıp davranmadığını tek tek kontrol ediyor.
Bu işlemin birçok bilgisayar tarafından tekrarlanması ağın dürüst kalmasını sağlıyor. Ancak bu durum, ağa yeni bilgisayarlar eklemenin işlem kapasitesini otomatik olarak artırmadığı anlamına geliyor; çünkü her bilgisayar aynı aktiviteleri kontrol etmekle meşgul oluyor.
Buterin, yeni kriptografik araçların bu kısıtlamayı ortadan kaldırabileceğini savunuyor.
Bu yeni sistemde bir bilgisayar işlemleri gerçekleştirip kurallara uyduğuna dair kısa bir matematiksel kanıt oluşturabilecek. Diğer bilgisayarlar bu kanıtı, tüm işlemleri baştan yapmak yerine çok daha hızlı bir şekilde doğrulayabilecek. Ayrıca yapılacak rastgele kontroller, işlem kayıtlarının isteyen herkes için erişilebilir olduğunun teyidini sağlayacak.
Böylece farklı bilgisayarlar, birbirlerinin sonuçlarını denetlemeye devam ederken farklı görevler üstlenebilecek.
Buterin, Ethereum geliştiricilerinin bu iş bölümünü on yıl önce de istediğini ancak her katılımcının görevini doğru yaptığından emin olma konusunda zorlandıklarını yazdı. Buterin bu durumu, "O zamanlar bunun mümkün olmamasının temel sebebi, doğrulama mekanizmasının eksik olmasıydı" sözleriyle açıkladı.
Bu değişiklikler neden gerekli?
Ethereum'daki bilgisayarlar, işlemlerin kurallara uygunluğunu denetlemek için aynı işleri tekrar ediyor. Bu durum ağın güvenliğini sağlasa da, sisteme yeni bilgisayarlar eklemenin getirdiği verim artışını sınırlıyor.
İş yükünü bölmek için yapılan önceki denemelerde görevler küçük gruplara atanmıştı. Ancak bu grupların koordinasyonu gecikmelere yol açıyor ve gruplardan biri çöktüğünde ağın toparlanması zorlaşıyordu.
Buterin, matematiksel kanıtların bu sorunu çözdüğünü belirtiyor. Bir işi yapan bilgisayar, kurallara uyduğuna dair bir kanıt sunduğunda, diğerleri tüm hesaplamayı tekrarlamadan cevabı kontrol edebilecek. Böylece bilgisayarlar aynı anda farklı görevler üzerinde çalışabilecek, bu da Ethereum'a hem daha fazla kapasite hem de daha fazla bağımsız denetim imkanı tanıyacak.
Yine de Ethereum'un, hangi ödemenin önce yapıldığı gibi sıralama gerektiren konularda karar vermeye devam etmesi gerekecek. Buterin, bu ödemelerin arkasındaki işlerin büyük kısmının önceden tamamlanabileceğini ve kanıtların birleştirilerek blockchain'e kaydedilen bilgi miktarının azaltılabileceğini önerdi.
Öte yandan gizlilik planları, kullanıcıların sadece cüzdan kullanarak açığa çıkardığı bilgileri de kapsıyor.
Bakiye kontrolü yaparken genellikle dış bir sunucuya adres sorgusu gönderiliyor. Bu durum, ödemeler gizli olsa bile sunucu operatörünün kişinin hangi hesapları takip ettiğini öğrenmesine yol açıyor. Buterin; bu sorguların, ödeme detaylarının ve harcama onay kurallarının gizlenmesini hedefliyor.
Böylece bir şirket, çalışanları bakiye kontrolü yaptığında hesaplarını ifşa etmeden ödemelerini gizli tutabilecek.
Gizlilik nasıl öncelik haline geliyor?
Diğer kripto geliştiricileri de benzer hedefler peşinde. Zcash, kullanıcıların şifreli adresler ve tutarlarla ödeme yapmasına zaten imkan tanıyor. CoinDesk'in ZecStats verileri üzerinden yaptığı analize göre, Cuma günü itibarıyla yaklaşık 4,9 milyon ZEC "shielded pool"larda (korumalı havuzlar) bulunuyordu. Token ise hafta boyunca yaklaşık yüzde 15 değer kazanarak Pazar günü 1.660 dolar civarında işlem gördü.
Perşembe günü yayınlanan "Shielded Bitcoin" makalesinin araştırmacıları, Zcash'in ödeme tasarımının BTC için de uyarlanmasını önerdi. Ancak gerçek bitcoinlerin yatırılma ve çekilme mekanizması ayrı bir araştırma konusuna bırakıldı.
Bu durum, Ethereum'un planlarının hala ciddi bir mühendislik çalışması gerektirdiğini gösteriyor. Kanıt üretme işleminin yaygın kullanım için yeterince verimli hale gelmesi gerekiyor. Ayrıca farklı işleri üstlenen bilgisayarların, birbirini engellemeden aynı bakiyeler ve uygulama kayıtları üzerinde güncellemeleri koordine etmesi şart.
Buterin'in 2030 öngörüsünde, karmaşık uygulamalar için maliyet ve gizlilik kısıtlamaları hala yer alıyor. Ödemelerin yaklaşık 8 ila 32 saniye içinde geri döndürülemez (final) hale gelmesi planlanıyor.
Gelecek yıl planlanan Hegotá güncellemesinin, 2015'teki teknolojiye benzer şekilde kurgulanan son "normal" fork olmasını bekleyen Buterin, sonraki güncellemelerin giderek daha fazla matematiksel kanıtlara, yazılım hata denetim araçlarına ve kuantum bilgisayarlara dayanıklı güvenlik sistemlerine dayanacağını belirtti.
Buterin, "Hegotá'dan sonra bu dönüşüm Ethereum'un ana hikayesi haline gelecek" diyerek, sonucun eski dönemin teknolojisiyle yapılabilecek her şeyden çok daha ucuz, ölçeklenebilir, gizli ve yüksek güvenlikli bir hesaplama kapasitesi olacağını vurguladı. Buterin bu vizyonu "kriptografik dünya bilgisayarı" olarak tanımladı.