Tüketici elektroniğinin en ünlü markalarından biri olan Bose'un CEO'su Lila Snyder, şirketin geçirdiği büyük dönüşümü anlattı. 60 yıl önce tüketicilere hoparlör satarak kurulan ve araştırma-geliştirmeye verdiği önemle hem araç ses sistemlerinde hem de gürültü önleyici kulaklıklarda sektör lideri konumuna yükselen Bose, son yıllarda köklü bir değişim geçiriyor.
Snyder, yaklaşık dört yıl önce son kez konuk olduğu programda, şirketin mimarisini kökten değiştirdiğini açıkladı. Araştırma odaklı yapı korunurken, Bose Professional elden çıkarıldı, yüksek kaliteli ses markaları McIntosh Labs ve Sonus faber satın alındı ve belki de en önemlisi, Bose'un tüm temel teknolojisi diğer şirketlere lisanslanmaya başlandı.
Bu durum, tüketicilerin hala bir Bose ses çubuğu veya kulaklık alabilmesinin yanı sıra, şirketin artık bir B2B (şirketten şirkete) iş modeline de evrildiği anlamına geliyor. Artık Skullcandy kulaklıklarda ve Epson projektörlerde de Bose teknolojisi kullanılabiliyor.
İş modelindeki bu devasa değişim, şirketin yapısında da büyük bir dönüşümü beraberinde getirdi. Sadece bir ürün şirketi olmanın ötesine geçip bir yazılım şirketi haline gelmek, yepyeni zorluklar doğuruyor. Snyder, bu sürecin nasıl işlediğini ve yapay zeka destekli giyilebilir teknolojilerin yükselişine karşı bir hamle olup olmadığını detaylandırdı.
Apple'ın AirPods ve Samsung'un Galaxy Buds gibi ürünleriyle kulaklık pazarını zaten altüst ettiği bir dönemde, Bose'un yeni şirketlere teknoloji satarak bu pazarı tamamen değiştirmeyi mi hedeflediği, yoksa Snyder'ın bu rekabet için farklı bir planı mı olduğu masaya yatırıldı.
Bose artık çoklu bir marka şirketi. Snyder, şirketin dönüşümünün ikinci bölümünde çok eğlendiklerini belirtiyor. Müşteriler için harika ürünler üretmeye ve yeni teknolojileri tüketici ile otomotiv sektörüne taşımaya devam ediyorlar. Ancak gelecekteki büyüme için iki temel değişiklik yapıldı.
60 yıl boyunca her şey sadece Bose markasıydı, ancak artık çoklu bir marka yapısına geçildi. Bu kapsamda, 75 yıllık efsanevi bir odyofil markası olan McIntosh ve 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren İtalyan zanaat mirası markası Sonus faber satın alındı. Bu hamle, şirketi sadece tek bir markadan çoklu markaya taşımanın ötesinde, lüks ses alanına da girişini sağladı.
İkinci büyük değişiklik ise teknoloji lisanslama. Bose her zaman harika ürünler geliştiren bir şirket olsa da, bugün "Audio Tech" adını verdikleri yeni bir teknoloji birimi kurarak, geliştirdikleri bu teknolojileri başka alanlarda ve ürünlerde de kullanmaya başladılar. Sesin, özellikle sesli asistanlar ve gürültü önleme teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla her zamankinden daha önemli hale geldiğine inanıyorlar.
Audio Tech biriminin müşterileri kimler? Snyder, bunun bir B2B2C modeli olduğunu ve müşterilerinin piyasaya ürün süren büyük şirketler olduğunu açıklıyor. Örneğin, Motorola ile kulaklıklardan telefonların ses kalitesini artırmaya kadar çeşitli ürünlerde ortaklık kuruldu. Ayrıca harika XR (Genişletilmiş Gerçeklik) gözlükleri üreten Xreal ve motosiklet kaskı iletişim cihazları üreten Sena ile de işbirlikleri var.
Peki Bose logosu bu ürünlerde yer alacak mı? Snyder, otomotiv sektöründe 40 yılı aşkın süredir benzer bir model uyguladıklarını belirtiyor. Önce teknoloji satılıyor, bazı durumlarda ise marka da lisanslanıyor. Ürünlerde "Sound by Bose" veya "Powered by Bose" logosu bulunabiliyor, ancak asla teknoloji olmadan sadece logo satılmıyor.
Marka lisanslamanın bir bedeli var. 60 yıllık devasa bir yatırımla oluşturulan ve dünyanın en ikonik markalarından biri olan Bose, markasının nerede kullanılacağı konusunda son derece titiz davranıyor.
Lüks ses markaları McIntosh ve Sonus faber için farklı bir strateji izleniyor. Snyder, bu markaların tamamen ayrı iş birimleri olarak yönetildiğini ve hiçbir şekilde "Bose-laştırılmayacağını" vurguluyor. Ürünlerin aşağı segmentlere indirilmesi gibi bir niyetleri yok.
Lüks ses pazarının, otomotiv veya moda gibi sektörlere kıyasla hak ettiği değeri görmediğini düşünen Bose, bu alanda büyük bir fırsat olduğunu belirtiyor. McIntosh ve Sonus faber gibi lüks ürünlerin el yapımı olduğunu ve her birinin müşteri için özel olarak üretildiğini hatırlatıyor.
McIntosh'un Jeep gibi araçlarda (Stellantis işbirliği) kullanılmasını eleştiren ve Maybach gibi ultra lüks segmentte olması gerektiğini düşünenlere yanıt veren Snyder, aslında önce lüks ses alanındaki stratejik fırsatı gördüklerini, ardından tarih ve mirasa sahip markaları aradıklarını açıklıyor.
Mühendislik entegrasyonu konusunda ise dikkatli davranılıyor. Bose'un kendine has bir "Bose sesi" imzası olduğu gibi, McIntosh ve Sonus faber'in kendi ses imzaları da titizlikle korunuyor. Mühendisler, bu markaların ürünlerinin tüketicilerin beklediği o kendine has tınıyı vermesi için özel olarak ayarlanıyor.