Avrupalı turistler Amerikan orta batısının ranch sosu ve Buc-ee's marketleri gibi sıradanlıklarına hayran kalırken, Asya, Afrika ve Orta Doğu'dan Dünya Kupası'nı izlemek isteyenler bambaşka bir Amerikan geleneğiyle tanıştı: dışlanma. Başkan Donald Trump'ın açıkça ırkçı göçmenlik politikaları, birçok kişinin ABD'ye seyahat etmesini engelledi. Hatta bazı durumlarda, turnuvada oynayacak futbolcular bile bu engelle karşılaştı.
İsviçre'nin golcü oyuncusu Breel Embolo, 2018 yılındaki bir mahkumiyeti nedeniyle takım uçağına alınmadı ve acil vize başvurusu yapmak zorunda kaldı. ABD'nin İran'a yönelik saldırısının ardından Tahran yönetimi, birkaç oyuncusunun vizesi reddedilince milli takımın kampını Arizona'daki Tucson'dan Meksika'nın Tijuana kentine taşıdı. Irak'ın golcü oyuncusu Aymen Hussein ise Chicago O'Hare Havalimanı'nda Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) görevlileri tarafından alıkonuldu. Yedi saat sorgulanan oyuncunun telefonuna da el konuldu. Takımın fotoğrafçısı ise sınır dışı edildi.
En çarpıcı olaylardan biri de Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan'ın başına geldi. Dünya Kupası tarihindeki ilk Somalili hakem olacak Artan'a, daha önce vizesi çıkarılmasına rağmen CBP tarafından 'güvenlik endişeleri' gerekçesiyle giriş izni verilmedi. Taraftarlar da aynı akıbete uğradı. İskoçya'dan bir futbolsever, uçağı kalkmadan bir saat önce seyahat izninin iptal edildiğini öğrendi.
Trump yönetimi bu uygulamaları savunurken, ABD'ye seyahat etmenin bir hak değil ayrıcalık olduğunu vurguladı. Üstelik bazı sporcuların dünyanın en yetenekli futbolcuları olmasına rağmen 'potansiyel tehdit' olarak görüldüğü ima edildi. DHS Başkanı Markwayne Mullin, Dünya Kupası öncesinde 'sığınma şehirleri' olarak adlandırılan bölgelerdeki havalimanlarından CBP'yi çekmekle tehdit etmişti. Beyaz Saray Dünya Kupası Görev Gücü Direktörü Andrew Giuliani de vize reddini savundu: 'Eğer Dünya Kupası olmasaydı, bu oyuncular ABD'ye giremeyebilirdi.'