Günün veya gecenin herhangi bir saatinde güneş enerjisi üretmek, uzay aynası projelerinin en büyük hayali. Gelecekçiler, uydulara yerleştirilecek aynalarla güneş ışığını Dünya'nın yüzeyine yansıtmayı bir asrı aşkın süredir hayal ediyor. Rus bilim insanları 1990'larda Znamya projesiyle bu fikri denedi. Mantık oldukça basit: Yörüngeye büyük bir ayna yerleştirip güneş ışığını belirli bir coğrafi bölgeye yansıtarak o bölgeyi aydınlatmak veya güneş enerjisi üretmek.
Şimdi, California merkezli Reflect Orbital şirketi bu fikri yeniden hayata geçirmek istiyor. Şirket, talep üzerine güneş ışığı hizmeti sunacak ve 50.000'e kadar uzay aynasından oluşan bir filonun öncüsü olacak Eärendil-1 adlı bir test uydusu fırlatacak. 18 metrekarelik ayna uydu, yakın zamanda Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından fırlatma onayı aldı. Şirketin açıklamasına göre, güneş enerjisi tarlalarında enerji toplamak, tarımsal verimi artırmak veya gece acil durumlarında arama kurtarma operasyonlarına yardımcı olmak için kullanılabilecek 5 kilometre genişliğinde bir ışık huzmesi oluşturacak.
Hedef sadece şirketlere değil, belediyelere de fayda sağlamak. Reflect Orbital, şehirlere gece sokakları aydınlatma hizmeti vermeyi veya inşaat ve endüstriyel projelere daha hızlı ve güvenli çalışma imkânı sağlayacak aydınlatma sunmayı amaçlıyor.
Daha fazla temiz, yenilenebilir enerji ve kriz anlarında yardım... Kulağa hoş geliyor, değil mi?
Ancak astronomlara sorarsanız, ortada ciddi endişeler var. Uydu inanılmaz derecede parlak olacak. Işık huzmesinin dışında Venüs kadar, huzmenin içindeyse Ay'dan dört kat daha parlak olacağı tahmin ediliyor. Sonuçları ise bilimsel gözlemleri bozmaktan halkın güvenliğine kadar uzanıyor; hatta yanlış zamanda yanlış yerde teleskop kullanan talihsiz kişiler için kalıcı göz hasarı riski bile bulunuyor.
Amerikan Astronomi Derneği (AAS) Kamu Politikası Başkan Yardımcısı Roohi Dalal ve Kraliyet Astronomi Derneği (RAS) İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Robert Massey gibi uzmanlar, bu planın tüm astronomi için felaket sonuçlar doğurabileceği ve etkilenen bölgelerde insanlara ve vahşi yaşama doğrudan zarar verebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Işık kirliliğinin, biyolojik saatimizi bozarak insan sağlığı için gerçek bir tehdit olduğu kanıtlanmış durumda ve özellikle yerel ekosistemlere ve göçmen türlere yıkıcı zararlar verebiliyor. Ancak Reflect Orbital söz konusu olduğunda endişe sadece gökyüzümüzün artan parlaklığı değil, aynı zamanda uzay aynalarının insanlara ve astronomiye verebileceği özel tehlikeler.
Hubble Uzay Teleskobu'ndan gelen görüntüleri mahveden beyaz ışık izlerine dair haberleri daha önce gördüyseniz, parlak uyduların astronomik gözlemlere verebileceği zararı zaten biliyorsunuz demektir. Reflect Orbital, ışığı astronomik tesislere yansıtmaktan kaçınmak için çalışacağını söylüyor, ancak hangi tesislerin dışlama bölgelerine dahil olacağını belirtmedi.
Bireysel tesislerden kaçınmak için en iyi niyetle hareket edilse bile, yörüngedeki on binlerce yansıtıcı nesneden kaynaklanan genel parlaklık, astronomi için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Yansıtıcı nesneler astronomik görüntüleri bozabilecek ışık izleri yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda atmosferik saçılma nedeniyle gece gökyüzünün arka plan aydınlatması da artacak. RAS'a göre bu saçılmadan kaynaklanan parlaklık, etkilenen bölgelerde "gece gökyüzünü üç ila dört kat daha parlak" hale getirecek.
Uzak galaksileri gözlemlemek veya hatta Dünya'ya tehdit oluşturan asteroitleri tespit etmek imkansız hale gelebilir. Dalal'a göre, planlanan 50.000 aynalı uydu projesi "yer tabanlı optik astronomisinin sonu" anlamına geliyor.
Etkilenenler sadece profesyonel astronomlar değil. En büyük endişelerden biri, gece gökyüzünü gözlemlemek için kendi arka bahçelerindeki teleskopları kullanan amatör astronomlara verilebilecek potansiyel zarar. Reflect Orbital, FCC'ye sunduğu belgede, tek bir uydunun 12 inçlik bir teleskopla yanlışlıkla gözlemlenmesinin kalıcı göz hasarına yol açabileceğini kabul etti. Dalal'a göre bu boyuttaki bir teleskop "amatör astronomlar arasında oldukça yaygın" ve Massey, şirketin bu riski kabul etmesini "oldukça şok edici", FCC'nin fırlatmayı onaylamasını ise "olağanüstü" olarak nitelendirdi.
Ayna uydulardan kaynaklanan göz hasarı tehlikesi onlarca yıldır bilinen bir endişe. Uzmanlar daha 2000 yılında, Rus Znamya deneyinin, tam tutulmadan hemen önce veya sonra Güneş'e bakmaya benzer bir tehlike taşıyacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Yeni uydudan kaynaklanan göz hasarı endişeleri, AAS dahil olmak üzere FCC'ye iletildi. Ancak FCC, bu sorunların "uzay istasyonunun radyo frekansı operasyonlarından çok uzak olduğunu ve Komisyon'un kamu yararı adına iletişimi lisanslama yetkisinden çok uzaklaştığını" belirterek, bu konuları kendi yetki alanının dışında ilan etti ve sorumluluğu üzerinden attı.
"Planlanan 50.000 aynalı uydu projesi, yer tabanlı optik astronomisinin sonu anlamına gelebilir." - Roohi Dalal, Amerikan Astronomi Derneği Kamu Politikası Başkan Yardımcısı
FCC ayrıca, bir amatör astronomun yanlış zamanda yanlış yerde teleskop kullanarak kalıcı göz hasarına uğrama "küçük riskinin", "Amerikan şirketlerinin uzayda yenilikçi teknolojileri test etmesine izin vermenin faydalarına" karşı tartılması gerektiğini belirtti. Bu hesaplama, ABD'deki tahmini 100.000 amatör astronomda pek güven uyandıracak gibi durmuyor.
Daha da kötüsü, Reflect Orbital hizmetinin ne zaman ve nerede kullanılacağına dair halkı uyarmak için herhangi bir plan paylaşmadı. Bu da amatör astronomların kaçınmaları gereken potansiyel bir tehlike olduğundan haberdar olamayacağı anlamına geliyor. Işık huzmesinin hareket ettirildiği anlarda, uydunun sürücülerin veya pilotların geçici körlüğüne yol açabileceğine dair endişeler de dile getirildi.
Uydusunun potansiyel tehlikeleri hakkında sorular yöneltilen Reflect Orbital sözcüsü Christopher Buscombe, önce teknolojinin potansiyel faydalarını vurguladı, ardından şirketin "bilim insanları, astronomlar, çevre araştırmacıları ve diğer paydaşlarla kapsamlı görüşmeler yürüttüğünü ve geri bildirimlerinin uzay aracı tasarımlarını ve operasyonel planlarını şimdiden anlamlı bir şekilde bilgilendirdiğini" söyledi.
Ancak şirket; tasarımlarını veya operasyonel planlarını nasıl değiştirdiği, halkın potansiyel tehlikelere karşı uyarılıp uyarılmayacağı ve kabul edilebilir parlaklık eşiklerinin nasıl hesaplandığına dair ayrıntılı soru listesini yanıtsız bıraktı.
Buscombe, "Önemle belirtmek gerekir ki, yaklaşımımız kademeli ve test-edip-öğrenme temellidir. İlk kilometre taşımız bu tek gösterim uydusu. Görev, Reflect Orbital'in teknolojisini, hizmetimizin tam olarak nasıl, nerede ve ne zaman sunulacağını yöneten yerleşik güvenlik önlemleri de dahil olmak üzere test etmesini sağlayacak" dedi.
Argüman şu görünüyor: Bu tek uydu, teknolojiyi geliştirmek ve güvenlik önlemlerinin nasıl çalışacağını çözmek için kullanılacak; endişeli olan astronomlar, çevreciler ve diğerleri ise detaylar netleşene kadar endişelerine katlanmalı.
Öte yandan, karanlık gökyüzünü koruma savunuculuğu yapan DarkSky International, Reflect Orbital'in bu endişelere yönelik açıklamalarını "dikkatsiz" ve test uydusunun bir Meclis komitesi tarafından onaylanmasını "yasa dışı" olarak nitelendirdi. Hava Yolu Pilotları Derneği ise şirketin hava güvenliği konusundaki yaklaşımını yetersiz ve "son derece muğlak" buldu. Eleştirilerin genel tonu, bozulabilecek şeyin bizzat gece gökyüzü veya masumizleyicilerin gözleri olduğunda, "hızlı hareket et ve bir şeyleri kır" yaklaşımının pek de ikna edici olmadığı yönünde.
Dalal, "Ana endişemiz, Reflect Orbital'in gerekli özeni göstermediğini düşünmemiz. İnsan ve Dünya çevresini etkilemek üzere tasarlanmış bir uydu fırlatırken gerekli özeni göstermek şarttır" dedi.
Uydu tarafından üretilecek ışık huzmesinin gerçek boyutu konusunda da açık sorular var. Buscombe, "Hizmetimiz hedefe yönelik, zaman sınırlı ve insanların ve hayvanların zaten tolere ettiği seviyelere kalibre edilmiş parlaklık eşikleriyle sınırlı olacak" dedi. Reflect Orbital CEO'su Ben Nowack daha önce aydınlatılacak alanın 24 kilometrekare olacağını belirtmişti. Ancak uzmanlar, ışığın Dünya atmosferinde karmaşık şekillerde saçılması, yere çarpması ve bulutlarla etkileşime girmesi nedeniyle bu doğruluğu sorguluyor.
"Ana endişemiz, Reflect Orbital'in gerekli özeni göstermediğini düşünmemiz." - Roohi Dalal
Astronomlar şu anda atmosferik saçılma nedeniyle ışık huzmesinin boyutunu modellemeye çalışan bağımsız araştırmalar yürütüyor ve huzmenin şirketin iddia ettiğinden önemli ölçüde daha büyük olabileceğini buldu. Princeton'dan Gaspar Bakos ve meslektaşları tarafından yapılan ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş olan bu araştırma yayınlamak üzere sunuldu. Dalal, bunun şirketin astronomik tesislerden ve diğer ekolojik olarak hassas alanlardan doğru bir şekilde kaçınıp kaçınmayacağına dair endişeleri artırdığını belirterek, "Huzmelerinin gerçek boyutunu bilmiyorlarsa, bu kaçınma gerçekten yeterli olacak mı?" diye sordu.
Reflect Orbital, gerekirse hizmetini kısabileceğini veya kapatabileceğini savunuyor, ancak bu kararı neyin tetikleyeceği belli değil. Uydu tarafından yansıtılan ışık yerdeki insanlar, hayvanlar, bitkiler veya bilimsel tesisler için sorun yaratmaya başlarsa, etkilenenlerin sorunu çözmek için şirketin iyi niyetine güvenmek zorunda kalması muhtemel.
Buradaki sorun sadece bir şirketin bir uydu fırlatması değil, insanlara, çevreye ve astronomik gözlemlere potansiyel olarak zarar verebilecek uydu teknolojileri etrafındaki düzenleme eksikliği. FCC astronomik endişeleri kendi yetki alanının dışında ilan ettiğinden, uydu parlaklığını düzenleyen bir devlet kurumu yok. Bu durum, daha fazla uydu fırlatıldıkça çok daha acil bir hal alacak.
NASA, uzaydaki devlet eylemlerini denetlese de bir düzenleyici kurum değildir ve ticari uydu operasyonlarını denetlemez. Uzay Ticareti Ofisi, geleneksel FCC onayına bir alternatif olarak yeni uzay faaliyetleri için bir sertifikasyon programı duyurdu, ancak bu sertifika gönüllü ve astronomik endişeleri kapsamıyor.
Reflect Orbital, uydusunun kullanımı konusunda bir koordinasyon anlaşması geliştirmek için Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ile çalıştığını belirtti. NSF sözcüsü Miriam Kleiman bunu doğruladı ve NSF'nin şirketle, uydunun astronomik gözlemlere nerede müdahale edebileceğini belirlemeye ve etkisini azaltmaya yardımcı olabilecek "potansiyel işbirlikçi azaltma stratejileri" üzerinde çalıştığını ifade etti.
Bu memnuniyet verici bir adım olsa da, düzenleme anlamına gelmiyor. Işık kirliliğini sınırlayan federal yasalar yok ve çok sayıda ABD eyaletinin de ışık kirliliğiyle ilgili yasası bulunmuyor. Uygulamada, astronomik gözlemlerin ticari uydulardan korunması, büyük ölçüde özel şirketlerin iyi niyetine dayanıyor; bu şirketlerin çevresel veya bilimsel endişeleri para kazanmanın önüne koymak için çok az finansal teşviki var.
Birmingham Üniversitesi'nden Lily Beesley, yakın zamanda RAS'ta düzenlenen karanlık gökyüzü konulu bir toplantıda, SpaceX'in Starlink uyduları gibi bazı şirketlerin uydularının parlaklığını en aza indirmek için astronomlarla aktif olarak çalıştığını, Çin'in Qianfan uydu takımyıldızı gibi bazılarının ise bu konuda "görünür hiçbir çaba" göstermediğini belirtti.
Bu sadece bilimsel bir sorun değil, aynı zamanda vergi mükelleflerinin fonlanmasıyla ilgili bir mesele. Surrey Üniversitesi'nden Astha Chaturvedi toplantıda, yaklaşan Vera C. Rubin Gözlemevi gibi geniş alanlı taramalarda ışık kirliliğinin etkisini ölçerken, "uzun pozasyonlu görüntülerinin %40'ına kadarını kaybedebilirler, bu da bize milyonlarca dolara mal oluyor" dedi. "Vera Rubin için maliyet, proje maliyetine eklenen en az 22 milyon dolarlık ek maliyet anlamına geliyordu."
Bu sorunun ölçeği giderek büyüyor. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) Karanlık ve Sessiz Gökyüzünü Koruma Merkezi'nden Jim Verner'a göre, 10 yıl önce alçak Dünya yörüngesinde yaklaşık 1.400 uydu varken bugün bu sayı yaklaşık 16.000'e çıktı ve önerilen fırlatmalarla toplamda 1,7 milyondan fazla potansiyel uydya ulaşılacak. Üstelik bu uydular, Dünya'ya daha yakın irtifalara fırlatılan uydu sayısı nedeniyle giderek daha parlak hale geliyor. Ayrıca, toplantıda sunum yapanlara göre, önerilen yörünge veri merkezleri boyutları nedeniyle çok daha parlak olacak.
Bu daha geniş tablo içinde bile, uzay aynası uyduları parlaklık düzenlemesi açısından aşırı bir aykırı değer. Çünkü bu uyduların parlaklığı, telekomünikasyon uydularındaki gibi tesadüfi değil, doğrudan işlerinin temeli. Reflect Orbital ışık satma işinde ve bu nedenle uydunun amacı olabildiğince parlak olmak.
IAU ve Slovakya, yakın zamanda göz güvenliğini ve astronomik araştırmaları korumak için güçlü denetim önlemleri alınamazsa, uzay aynalarının tamamen yasaklanması gerektiğini önerdi.
Yenilenebilir enerjiye olan ihtiyaç ortada; artan küresel enerji talebi, yükselen yakıt fiyatları ve ulusal güvenlikle ilgili enerji bağımsızlığı baskısı, yenilenebilir enerjiyi büyük bir iş haline getiriyor. Ancak astronomi...