Bir telefon başkasına ödünç verilebilir veya araçta unutulabilir. Yol kenarındaki bir sensör, aracın yakınında duran bir kişiyi de kaydedebilir. Bir cihaz ile araç arasında doğru bir eşleşme yapılması bile, o gün telefonu kimin taşıdığını kesin olarak kanıtlamaz.
Ancak ortaya çıkan bir veri kalıbı, polis dikkatini doğrudan o yöne çekebilir. Leonardo şirketi, SignalTrace sisteminin yeni ipuçları üretmek üzere tasarlandığını belirtiyor. Bu ipuçları, polislerin hangi kayıtları talep edeceğini ve kimin hareketlerinin mercek altına alınacağını belirliyor. Dedektifler ortada henüz bir isim yokken bile, sistemdeki bu dolaylı ilişki soruşturmanın seyrini çoktan şekillendirmiş oluyor.
Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırma, bu tür ilişkisel çıkarımların ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, Bluetooth yakınlığını ve arama alışkanlıklarını kaydeden telefonlarla 94 katılımcının hareketlerini takip etti. Bulgulara göre, davranış kalıpları karşılıklı bildirilen arkadaşlıkların yüzde 95'ini doğru şekilde sınıflandırabiliyor. İş yeri dışında ve mesai saatleri dışında yaşanan yakın temas, arkadaşları sadece tesadüfen sık sık karşılaşan diğer kişilerden ayırt etmede kilit bir rol oynuyor.
SignalTrace farklı bir yöntem kullanıyor ve bu sistemin performansını doğrulayan bağımsız bir çalışma henüz bulunmuyor. Ancak mevcut araştırmalar, sürekli olarak aynı bölgede bulunmanın sosyal bağları ortaya çıkarabileceğini net bir şekilde gösteriyor.
Bu durum özellikle protestolar gibi kalabalık etkinliklerde büyük önem taşıyor. Örneğin bir kişi, telefonunun defalarca soruşturma altındaki bir grubun yakınında sinyal vermesi sebebiyle polis radarına takılabilir. Buradaki suçlama, kişinin kendi işlediği bir eylemden değil, sadece birlikte bulunduğu kişilerden yola çıkılarak oluşturuluyor.
Anonim Sinyaller Kimlik Tespit Aracına Dönüştüğünde
SignalTrace'in ortaya koyduğu tablo, gözetleme pratiklerinde çok daha geniş çaplı bir değişimi işaret ediyor. Araştırmacıların artık soruşturmaya bilinen bir kişi veya araç üzerinden başlama zorunluluğu kalmayabilir. Bunun yerine, tekrar eden hareket ve yakınlık kalıplarını temel alıp, ardından bu kalıplara bağlı kişileri tespit etmek için diğer veritabanlarını kullanabilecekler.
Bu ayrım son derece kritik, çünkü bir elektronik imza, içinde herhangi bir isim barındırmadan bile kimlik tespit aracı haline gelebiliyor. Zaman içinde sürekli olarak aynı cihazların yanında sinyal veren bir telefon, polis daha sahibinin kim olduğunu bilmeden bile aralarındaki ilişkiyi ele veriyor.
İşte bu noktada SignalTrace, mevcut plaka tanıma sistemi kurallarının tam olarak cevaplayamadığı çok önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Cihazların yarattığı hareket kalıpları ve sosyal ilişkiler üzerinden insanları dolaylı yoldan teşhis eden bu yeni sistemlere hukuk çerçevesinde nasıl yaklaşılmalı?