Bu hafta Avrupa'yı kasıp kavuran sıcak hava dalgası haberleri gündemin tepesinden inmiyor. Kıtanın dört bir yanında sıcaklık rekorları kırılıyor; aşırı hava koşulları insan hayatlarını tehdit ediyor, okul kapılarını kapatıyor ve ilginç bir çakışmayla, Londra'da düzenlenen İklim Eylem Haftası'ndaki aşırı sıcaklar temalı bir etkinliğin iptal edilmesine neden oluyor.
Yaz mevsimi ısındıkça ve bu tür hava olayları Kuzey Yarımküresi'nin her köşesine yayıldıkça dikkatler elektrik şebekelerine çevriliyor. Bu hafta öne çıkan en çarpıcı gelişme ise Fransa'nın güneyindeki bir nükleer santralin aşırı sıcaklar nedeniyle kapanmak zorunda kalması oldu.
İklim değişikliği elektrik şebekelerini hem arz hem de talep cephesinden baskı altına alıyor. Üretimden iletim altyapısına kadar uzanan zincirin her halkası sıcaklıktan nasibini alıyor. Üstelik artan sıcaklıklar elektrik tüketimini de yukarı çekiyor; Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki ülkeler bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorunda.
ABD'de evlerin yaklaşık yüzde 90'ında klima bulunuyor. Bu oran, pek çok şebekenin en yüksek talebi yaz aylarında yaşamasına yol açıyor; kısmi ya da tam elektrik kesintisi riski de bu dönemde en kritik noktasına ulaşıyor.
Klimayı çoğu zaman baş düşman ilan etmek kolay geliyor ve bu teknolojinin tüketim üzerindeki etkisi gerçekten de göz ardı edilemez...