Thredd CEO'su Jim McCarthy, yeni yayımlanan bir e-Kitap'ta, yapay zeka (YZ) odaklı işletmelerin (agentic enterprise) başarısının, YZ'ye ne kadar özerklik tanıdıklarıyla değil, bu özerkliği ne kadar iyi yönettikleriyle ölçüleceğini belirtti. McCarthy, "Building the Agent-Ready Payments Enterprise" başlıklı kitabında, ödeme altyapılarının bu dönüşümde merkezi bir rol oynayacağını vurguluyor.
McCarthy'ye göre asıl soru, YZ ajanlarının hareket edip edemeyeceği değil. Açıkça hareket edebiliyorlar. Asıl mesele, işletmelerin bu hareketleri güvenli bir şekilde ölçeklendirip ölçeklendiremeyeceği. Mevcut kanıtlar, özerkliğin ölçeklendirilmesinin, demoların gösterdiğinden çok daha zor olduğunu ortaya koyuyor. Engel, zeka değil; izin, kontrol ve kanıt.
Şirketler, üretken YZ'yi güvenli bir şekilde ölçeklendirmek için politikalar ve yönetişim sistemleri kuruyor. Thredd'de dolandırıcılık, kredi, satış, fatura otomasyonu ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda ajan odaklı yetenekler kullanılmaya başlandı. Ancak McCarthy, asıl büyük fırsatın ödeme tarafında olduğunu söylüyor. Bir ajanın bir ürünü önermesi ilginç olabilir, ancak asıl değer, bu ajana bir ödemeyi başlatma ve tamamlama yetkisi verildiğinde ortaya çıkıyor. Bu noktada soru, 'Ajan ödeyebilir mi?' olmaktan çıkıp, 'Bu ajanın ne yapmasına izin var, kimin adına, hangi limitlerle hareket ediyor ve bu izin saniyenin binde biri kadar sürede nasıl kanıtlanıyor, izleniyor ve iptal ediliyor?' sorusuna dönüşüyor.
McCarthy, durumu "Bu bir YZ sorunundan önce bir ödeme sorunu" olarak tanımlıyor. Ödeme sektörünün bu konuda çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük bir avantaja sahip olduğunu belirtiyor. Kariyeri boyunca e-ticaret, mobil ticaret, Apple Pay'in lansmanı ve kripto para gibi her teknolojik dönüm noktasında kartların sonunun geldiğinin söylendiğini, ancak her seferinde güven altyapısının taklit edilmesinin çok zor olduğunun kanıtlandığını ifade ediyor. Tokenizasyon, kart ağı kuralları, itiraz ve chargeback hakları, riski üstlenen ihraççılar (issuer'lar)... McCarthy'ye göre bunlar eski sistemin yükü değil, ajan odaklı ticaretin tam olarak ihtiyaç duyduğu kontroller.
Ancak ham maddelere sahip olmak, hazır olmak anlamına gelmiyor. McCarthy, konuşmanın bu noktada fazla yüzeyselleştiği uyarısında bulunuyor. Bir ağ token'ı halihazırda tüccar ve kategori kısıtlamaları taşıyor ve iptal edilebiliyor; bu iyi bir başlangıç, ancak tek başına bir çözüm değil. Yapılması gereken asıl iş, bu kimlik bilgisine doğrulanabilir bir yetki bağlamak. Yani, tüketicinin ajanına ne yapması için yetki verdiğini kriptografik olarak kanıtlayan bir yapı oluşturmak ve işlem anında, işlemin bir insan tarafından değil, bir ajan tarafından başlatıldığına dair bir sinyal göndermek. Böylece ihraççı, işlem sonrasında değil, gerçek zamanlı olarak karar verebiliyor. Visa ve Mastercard'ın bu konuda Intelligent Commerce ve Agent Pay ile standartlaştırmaya gittiğini, Thredd'in ise bu çerçeveleri takip ettiğini ve gerektiğinde inşa ettiğini, ancak tüccar tarafı protokollerde nötr kaldığını söylüyor.
McCarthy'ye göre bir bağlantı standardı (MCP gibi) tek başına bu sorunu çözmüyor. Bu protokoller ajanların sistemlere nasıl bağlanacağını standartlaştırıyor, ancak "Bu ajana kim yetki verdi?", "Tüketicinin gerçek niyeti neydi?", "Bu davranış anormal mi?" veya "Anlaşmazlık durumunda kim sorumlu?" sorularını yanıtlamıyor. Bunlar ihraççı katmanına ait sorular ve üzerine bir protokol daha ekleyerek kolaylaşmıyor.
Sektörün henüz tam olarak yanıtlamadığı en büyük soru ise sorumluluk. McCarthy, işletmelere bu konuyu yakından takip etmelerini tavsiye ediyor. Dolandırıcılık tespiti, yeni bir otomatik davranış sınıfı için yeniden yapılandırılıyor. Eski soru "Bu gerçek müşteri mi?" iken, yeni soru "Bu hala müşterinin ajana yapması için yetki verdiği şey mi?" haline geliyor. Ancak asıl zor durum, ajanın talimatlara harfiyen uymasına rağmen kart sahibinin itiraz etmesi. Mevcut chargeback kuralları, sürekli talimatlarla hareket eden üçüncü bir taraf için tasarlanmadı. McCarthy'nin görüşü, işlem anında kanıtlanan doğrulanabilir niyetin, sorumluluğun yeniden dağıtılmasının temeli olması gerektiği yönünde. Niyeti kanıtlayabilen ihraççılar, ajan odaklı ticarete sadece izin vermekle kalmayıp, aynı zamanda ona güvence sağlayabilecek.
Bir kart ihraççısı için satış noktası, ajan buzdağının sadece görünen kısmı. Tüketici deneyimini bir kenara bırakırsak, kart çıkarma işi tekrarlayan, kural tabanlı, operasyonel bir iştir. Mutabakat dosyalarını dengelemek, müşterileri işe almak ve taramak, itiraz kanıtlarını toplamak, kart sahiplerine hizmet vermek ve düzenleyici raporlar hazırlamak gibi işlemler, yıllardır hacimle neredeyse doğrusal olarak büyüyen yüksek personel gerektiren işlerdir. McCarthy, ajanların tam da bu tür görevlerde iyi olduğunu ve işletmelerdeki maliyetlerin gerçek anlamda düşürülebileceği alanların burası olduğunu belirtiyor. Bir dosyayı mutabakat eden ve yalnızca gerçek uyumsuzlukları üst seviyeye taşıyan bir ajan veya bir onboarding vakasını triyaj yapan bir ajan, büyüme ile personel sayısı arasındaki bağı koparabilir. Programlanabilir ödemeler de aynı mantığı para hareketine taşıyor; değer, önceden belirlenmiş talimatlarla değil, işlem anında belirlenen kurallara göre hareket ediyor.
Bir defteri mutabakat eden veya bir kurala göre ödeme yapan bir ajanın, tıpkı bir kasada ödeme yapan ajan gibi ihtiyaçları vardır: tanımlanmış izin, ne yapmaya yetkili olduğunun kanıtı, bir denetim izi ve bir sorun olduğunda bu yetkiyi iptal edebilme kabiliyeti. McCarthy, bu yönetişim sorununu bir kez çözmenin tüm operasyonlara uygulanabileceğini ve bunun birleşik bir avantaj sağladığını söylüyor. Bu yüzden güven katmanına sahip olmanın çok değerli olduğunu vurguluyor. Sessizce gerçekleşen bir mutabakat hatasının kendini belli etmediğini, aksine katlanarak büyüdüğünü belirten McCarthy, bu tasarrufları yakalayacak olanların, öncelikle yükseltme eşikleri, manuel inceleme limitleri ve kanıtlanabilir yetki yapılarını kuranlar olacağını ifade ediyor.
McCarthy yazısını şu sözlerle noktalıyor: "Ajan tabanlı işletme, YZ'ye ne kadar özerklik verdiğiyle değil, sorumluluğun değiştiği ve değerin yaratıldığı noktada bu özerkliği ne kadar iyi yönettiğiyle tanımlanacak. Kazananlar sadece daha akıllı ajanlara sahip olanlar olmayacak. Kazananlar, ajanlara hazır bir altyapıya, bunu güvence altına alan doğrulanabilir niyete ve bu karmaşıklığı üstlenerek hızlı hareket etmelerini sağlayacak ortaklara sahip olanlar olacak."